
Giris

Giris

Linkler

Linkler

Site İçi Arama

Site İçi Arama

Yeni Üyeler

Yeni Üyeler

Forum İstatiktikleri

Forum İstatiktikleri
| 14 Kişi Şu Anca RehberlikWeb'te Online |
 |
14 misafir, 0 üye 0 gizli üyeler
Ziyaretçi-1, Ziyaretçi-2, Ziyaretçi-3, Ziyaretçi-4, Ziyaretçi-5, Ziyaretçi-6,Google.com,
Ziyaretçi-7, Ziyaretçi-8, Ziyaretçi-9, Ziyaretçi-10, Ziyaretçi-11, Ziyaretçi-12, Ziyaretçi-13, Ziyaretçi-14,
Show detailed by: Last Click, Member Name
|

En Çok İleti

En Çok İleti

Saat

Saat
| |

Son Konular

Son Konular

News

News

Gençlerin Fikirlerini Önemseyin

Gençlerin Fikirlerini Önemseyin
Gençler anlaşılmak istiyor. Özellikle ergenlik çağıyla birlikte fikirlerinin önemsenmesini ve artık bir fert olduğunun kabul edilmesini istiyor. Bu dönemde aileyle yaşanan sıkıntılar aşılamazsa bu durum krizlere sebep oluyor. Ailelere ve gençlere düşen önemli görevler var...
Ergenlik dönemi, ergenin "bana göre...", "benim fikrime göre..." diye başlayan cümleleri artık çok yoğun kullandığı bir dönemdir. Bu dönemde fikirlerini ifade eden ergen, bu fikirlerinin muhatapları tarafından kabul görmesini bekler. Ona göre son derece doğru olan hatta mükemmel olan fikirlerinin ailesi tarafından önemsenmemesi ise ergeni deli eder. Anlaşılmadığı duygusunu oluşturur. Bu sebeple anlaşılmadığı ortamda bulunmak yerine odasında tek başına oturmayı veya arkadaşları ile vakit geçirmeyi tercih edebilir. Bu dönemde ergen için düşüncelerini açığa çıkartıyor olmak aynı zamanda "bu dünyada artık ben de varım" diye haykırışının yansımalarıdır. Bu sebeple düşüncelerini ifade ettiği girişimlerinin desteklenmesi ergen haykırışına karşı "Evet sen de bu dünya içinde tüm kimliğinle varsın ve biz bunu fark ediyoruz" mesajı gönderecektir. Bunun tam karşıtı yani ergenin düşüncelerinin eleştirilmesi ve sürekli doğru düşünmediğinin hissettirilmesi ise ergen için bir nevi dışarıya itilme sürecidir.
Yanlış davranışlara göz mü yumalım?
Kimi ergenler pasif tepkiler verir ve ailelerinin eleştiri ve nasihatlerini tepkisizce dinlerler. Ama bu ergenlerin de çoğu zaman duygusal anlamda ailelerinden uzaklaştıkları ve paylaşımlarını azalttıkları görülür. Peki gençlerin yanlışlarına göz mü yumulmalı? Tabii ki hayır! Sadece çocuğumuza yaklaşırken biraz taktiksel yaklaşmamız gerekir. Yoksa ergen-ebeveyn çatışması başlar ve ergen sizi dinleyebileceği konularda bile sizinle inatlaşmaya başlar. Bir diğer tehlike de şudur ki; artık sizinle yaşamını paylaşmaz ve siz çocuğunuzun neler yaptığından haberdar olamazsınız.
*DANIŞMAN PSİKOLOG
Aile neler yapmalı?
Evvela çocuğunuza değerli olduğunu hissettirme adına konuşmalarında onu sonuna kadar dinlemelisiniz. Çocuğunuzun fikirlerine katılmıyor olsanız bile hemen karşıt görüşünüzü ifade etmemeli, "evet seni anlıyor ve saygı duyuyorum, haklı olabilirsin fakat ben şu şekilde düşünüyorum" diye yaklaşmalısınız. Ayrıca kendi düşüncenizin doğruluğunı kabul ettirmek için çocuğunuz ile çatışmamalısınız. Esprilerine tatlı tepkiler vermelisiniz. Kimi zaman davranış ve fikirlerini onore etmeli, bu konuda mükemmeliyetçi olmamalısınız. Biz senin geçtiğin bu yollardan çoktan döndük", "biz de ergen olduk ama sen bu işi abartıyorsun" gibi "seni kesinlikle anlamıyorum" mesajını veren cümleler kullanmamalısınız.
Ergene zaman zaman bazı konularla ilgili olarak danışılmalı, fikirlerine başvurularak ergen çocuğunuzu taltif etmelisiniz.
Gençlere de görevler düşüyor
Gençler, bir kişiliğinin olduğunun çevre ve özellikle de ailesi tarafından fark edilmesini ister. Sanki doğru karar veremezmiş gibi sürekli olarak yönlendirilmekten rahatsız olurlar. Ve bazen "bu evde benim bir yerim yok" gibi uç düşünceler içine girebilirler. Gençlere de bu noktada görevler düşer. Gençler de bazı taktikler geliştirebilir.
Onların seni anlamalarını beklediğin oranda sen de onları anlamaya çalışmalı, çok tepkisel davranarak sürekli haksız konuma düşmemelisin. Senin anlaşılma ihtiyacın olduğu kadar emin ol ailenin de anlaşılma ve senin tarafından fikirlerinin önemsenme ihtiyacı var.
ZAMAN |

Sözleşmeli Öğretmenlik Performans Düşürüyor

Sözleşmeli Öğretmenlik Performans Düşürüyor
Eğitim-Bir-Sen'in araştırmasına göre, sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 84.4'ünün performansı, kadroya geçişlerindeki belirsizlikten dolayı olumsuz etkileniyor.
Eğitim-Bir-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından uzun bir süredir kadroya geçirilmeyi bekleyen sözleşmeli öğretmenlerin kadro sorununa bakış açılarını, tutumlarını ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla 81 ilde 2 bin 500 sözleşmeli öğretmene anket uygulandığı belirtildi.
Araştırmaya göre, sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 17.4'ü sözleşmelilikte birinci, yüzde 22.4'ü ikinci, yüzde 29.4'ü üçüncü, yüzde 30.8'i ise dördüncü yılında bulunuyor.
Araştırmaya katılan sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 82.3'ü statülerinden dolayı çalıştıkları okulda kadrolu öğretmenlere karşı psikolojik eziklik duygusu yaşıyor. Sözleşmeli öğretmenlikte geçen süre arttıkça, sözleşmeli öğretmenlerin statülerinden dolayı çalıştıkları okulda kadrolu öğretmenlere karşı psikolojik olarak eziklik hissetme oranının arttığı, dördüncü yılında olan sözleşmeli öğretmenlerin diğer sözleşmeli öğretmenlere nazaran psikolojik olarak kendilerini daha fazla ezik hissettiği bildirildi.
Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 84.4'ü, kadroya geçişlerindeki belirsizlikten dolayı girdikleri derslerde veya görevlerinde performanslarının olumsuz etkilendiğini, yüzde 10'u kısmen olumsuz etkilendiğini, yüzde 5.6'sı ise olumsuz etkilenmediğini ifade ediyor.
Ankete katılanların yüzde 10.4'ü kadrolu olarak atanacağına kesinlikle inandığını belirtirken yüzde 20.5'i atanacağına inandığını, yüzde 29.2'si atanacağına kısmen inandığını, yüzde 11.2'si atanacağına inanmadığını ve yüzde 28.8'i atanacağına kesinlikle inanmadığını belirtiyor. Buna göre, her 3 sözleşmeli öğretmenden 1'i kadrolu olarak atanacağına kesinlikle inanmıyor, öğretmenlerin yüzde 40'ı ise kadrolu olarak atanamayacağını ve kesinlikle atanamayacağını düşünüyor.
Sözleşmeli geçen süre arttıkça kadrolu atanamama düşüncesi de artıyor. Sözleşmelilikte dördüncü yılında olan her 2 öğretmenden birinin kadrolu olarak atanamayacağına inanıyor.
MEB'in kadroya geçişleriyle ilgili açıklamalarını inandırıcı bulan sözleşmeli öğretmenlerin oranı yüzde 17 iken inandırıcı bulmayanların oranı 65.6'ye ulaşıyor. Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 67.9'u ''MEB'in kendilerine yönelik tutumundan dolayı sözleşmelileri şartsız olarak kadroya geçireceğine inanmadığını'' belirtirken, yüzde 16.3'ü inandığını ifade ediyor.
Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 43.8'i kendilerinin kadroya geçirilememelerinin hükümetin tavrından kaynakladığını, yüzde 43.8'i MEB'in tavrından kaynaklandığını, yüzde 12.4'ü ise Maliye Bakanlığının tavrından kaynaklandığını düşünüyor.
MEB'in kendilerini kadroya geçirme esnasında uygulamasını istedikleri şartlar sıralandığında, öğretmenlerin yüzde 44.1'i tüm sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak kadroya geçirilmelerini, yüzde 24.8'i hizmet süresini, yüzde 14.9'u hizmet puanı ve hizmet süresini, yüzde 7.2'si hizmet puanını, yüzde 6.1'i görevlendirilmedeki KPSS puanını ve yüzde 2.9'u KPSS puanlarından en yüksek olanını dikkate alması gerektiğini ifade ediyor.
''58 ALANDA 70 BİN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR''
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, 58 alanda 70 bin sözleşmeli öğretmenin görev yaptığını belirterek, sözleşmeli öğretmenlerle kadrolu öğretmenler arasındaki yapılanma farkının çalışma barışını bozduğunu, ikinci sınıf istihdam biçiminden dolayı sözleşmeli öğretmenin kendini kötü hissettiğini ifade etti.
Öğretmenliğin, aidiyet duygusunun en fazla hissedildiği meslek olduğuna dikkati çeken Etyemez, ''Onun için öğretmenlikte sözleşmelilik olmamalıdır. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine yönelik çalışma biran önce tamamlanmalıdır. Bundan sonra da herhangi bir şekilde sözleşmeli öğretmen alımı yapılmamalıdır. Eğitimimiz ve eğitimcilerimiz ikinci sınıf istihdam biçiminden kurtarılmalıdır'' değerlendirmesinde bulundu.
Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusunda şimdiye kadar birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini belirten Etyemez, MEB ile imzaladıkları Kurum İdari Kurulu Ekim 2009 Çalışma Raporu'na, ''Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine ilişkin çalışmaların sonuçlandırılması'' şeklinde bir madde koyduklarını ve ''70 Bin Sözleşmeli Öğretmenden 70 Bin Dilekçe'' kampanyası başlattıklarını hatırlattı.
AA |

Öğrenciler Pazatesi Dersbaşı Yapıyor

Öğrenciler Pazatesi Dersbaşı Yapıyor
İlköğretim ve ortaöğretim okullarında 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak.
İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 650 bine yakın öğretmen, 2 haftalık yarıyıl tatilinin ardından ders başı yapacak. Eğitim-öğretim yılı 18 Haziran Cuma günü tamamlanacak.
İkinci dönem, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri ile lise son sınıf öğrencileri için sınav heyecanıyla geçecek.
İlköğretim ikinci kademe öğrencileri, Seviye Belirleme Sınavlarına (SBS) katılacak. Milli Eğitim Bakanlığının sınav takvimine göre, SBS, ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziranda yapılacak. İlköğretim 7. sınıf öğrencileri SBS'ye 6 Haziranda, 8. sınıf öğrencileri ise 5 Haziranda girecek.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2 Mayısta gerçekleştirilecek.
Lise son sınıf öğrencilerinin katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için 18 Ocak Pazartesi günü başlayan başvurular 12 Şubatta sona erecek. YGS 11 Nisanda yapılacak.
Üniversiteye girişte ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) başvuru tarihi 3-14 Mayıs, LYS tarihleri de 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran olarak belirlendi.
AA |
|
| |
|