Kayılı üye olmadığınız için forumdan tam yararlanamazsınız. Tıklayarak lütfen üye olunuz.


Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Register )


Google

Collapse

Giris

User:
Pass:
         

Collapse

Anket

Herhangi bir ruhsal sorunuz olsa psikolog-psikolojik danışman-psikiyatriste gider misiniz?
Kesinlikle Giderim [ 388 ] ** [46.69%]
Kendimi Gerçekten Rahatsız Hissedersem Giderim [ 376 ] ** [45.25%]
Gitmem [ 67 ] ** [8.06%]
Total Votes: 831
Guests cannot vote 

Collapse

Linkler

Forum'a Giriş
Bugünkü Konular
RehberlikWEB Takımı
Bugünün En Aktif Üyeleri
Forum Kuralları

RehberlikWEB'i Favorilerine Ekle


Collapse

Yeni Üyeler

RealFoxOlssen joined @ 18 Dakika Önce
HomiTyncaniTy joined @ Dün, 10:52 PM
bryrepsor joined @ Dün, 10:47 PM
egzost joined @ Dün, 05:41 PM
cananh joined @ Dün, 12:57 PM

Collapse

Forum İstatiktikleri

3 Kişi Şu Anca RehberlikWeb'te Online
Active Users 3 misafir, 0 üye 0 gizli üyeler
Ziyaretçi-1,Google.com, Ziyaretçi-2, Ziyaretçi-3,
Show detailed by: Last Click, Member Name

Collapse

En Çok İleti

Kullanıcı Adı Mesajlar
1. Psychology 3184
2. terapissst 1017
3. YapRak 948
4. terapissst's 599
5. ecrin 557
6. Psychologist 328
7. *** 253
8. pdrsalih 198
9. RWUploadER 164
10. ubpdr 108

Collapse

Saat





Collapse

Son Konular

Konu Adı Başlatan Cevaplar Son İleti
No New Posts  
I want to share my weight loss story with you today
Whoxestossy 0 Dün, 08:54 AM
In: Özel Eğitim
Gönderen: Whoxestossy
No New Posts  
Yeni Müfredatın Karnesi Zayıf
RWUploadER 0 28th June 2009 - 02:55 PM
In: Anasayfa
Gönderen: RWUploadER
No New Posts Pinned
Sabit Konu: Psikolojiyle ilgili yabancı dildeki kitaplar ( 1 2 3 ...10 )
Full Kitap İndir
Psychology 182 28th June 2009 - 01:57 PM
In: E-book (E-Kitap)
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
Başarının Sırrı Bu Hikayede Saklı
RWUploadER 0 28th June 2009 - 11:05 AM
In: Anasayfa
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
Dışarıdaki Hayatı Merak Etmiyorlar
RWUploadER 0 28th June 2009 - 10:56 AM
In: Anasayfa
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
Hangi Derse Nasıl Çalışmalıyım?
RWUploadER 0 25th June 2009 - 05:13 PM
In: Rehberlik Çalışmaları
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
2009 ÖSS ve YDS Soru ve Cevapları
RWUploadER 0 25th June 2009 - 05:05 PM
In: Rehberlik Çalışmaları
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
6-7-8. Sınıf 2009 SBS Soruları ve Cevapları
RWUploadER 0 25th June 2009 - 05:01 PM
In: Rehberlik Çalışmaları
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
Haftasonu KPSS Yapılacak
RWUploadER 0 25th June 2009 - 04:57 PM
In: Anasayfa
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
Psiko-Sosyal İnceleme Raporu
Mahkeme için...
RWUploadER 0 25th June 2009 - 04:53 PM
In: Rehberlik Çalışmaları
Gönderen: RWUploadER
No New Posts  
İlköğretimde Zorunlu Eğitim 9 Yıl Oluyor
terapissst 0 27th May 2009 - 07:39 AM
In: Anasayfa
Gönderen: terapissst
No New Posts  
Okul Dergisi Kapak Çalışması
Psychology 0 22nd May 2009 - 08:43 PM
In: Yararlı Linkler
Gönderen: Psychology
No New Posts
Okulun Sitesinde Yayımlayı Düşündüğüm E-Kitap Formatı
Veli - Öğrenci - Öğretmene Hitap Edecek
Psychology 9 19th May 2009 - 04:29 PM
In: Yararlı Linkler
Gönderen: Psychology
No New Posts  
Hoşgeldiniz! ( 1 2 3 ...22 )
Buradan Kendinizi Tanıtabilirsiniz...
Psychology 434 18th May 2009 - 09:08 AM
In: Hoş Geldiniz
Gönderen: basak-nisan

Collapse

News

Collapse

Yeni Müfredatın Karnesi Zayıf

Posted By: RWUploadER @ Jun 28 2009, 02:55 PM
forum resmi

Türkiye’de ilk kez bilimsel bir çalışmayla ilköğretimin röntgeni çekildi. Sonuçlar hiç de iç açıcı değil. İlk bulgulara göre, yenilenen müfredata rağmen öğrencilerimiz ‘vagon’ olmaya devam ediyor.


Ezbersiz eğitim… Soran, sorgulayan, araştıran, eleştirel düşünen, tartışan insan… Eğitimin merkezine öğretmen değil, öğrenci yerleşecek... Öğrenci vagon değil, lokomotif olacak gibi sloganlarla tanıtılmıştı yenilenen ilköğretim müfredatı. 2005 yılında pilot uygulama ile başlamış, 2006’da tüm Türkiye’de yaygınlaştırılmıştı. Müfredatın meyvelerine ilişkin ilk tespitler ortaya çıkmaya başladı. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, müfredatta yeni revizyonlara ihtiyaç var.

Evet, dünya değişiyor, insanlık gelişiyor. Günümüzde öne çıkan en önemli kavramların başında ‘eğitilmiş insan gücü’ yer alıyor. Bununla birlikte eğitim, ülkelerin her yönden kalkınmışlık göstergesinin en önemli unsurlarından biri. Eğitimi önemli kılan gelişmelerin başında da küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş yer alıyor. Çünkü küreselleşmede sadece ekonomi belirleyici güç değil, sosyal ve kültürel yapı da çok önemli.

İşte Türk insanını yeni dünyaya hazırlamak ve geleceğin inşasında ona yeni donanımlar kazandırmak gerekiyordu. Bu değişimin ön şartlarından biri de okul müfredatlarının yenilenmesi. Gelişmiş ülkelerin çoğu gerek okullaşma ve fiziki altyapı gerekse teknolojik anlamda Türkiye’den ileride olmalarına rağmen eğitim sistemlerini sürekli değiştiriyor ve eğitimin her alanında reform yapıyor. Bu reformların yapı taşlarını ise şu unsurlar oluşturuyor: “Herkes için hayat boyu öğrenme yaklaşımı; bilgiye ulaşma yol ve yöntemlerini öğreten, etkin bir rehberlik hizmeti içeren, yatay ve dikey geçişlere imkân veren, piyasa meslek standartlarına uygun, üretime dönük eğitime ağırlık veren, fırsat eşitliğini gözeten eğitim sistemi.”

8 yıllık kesintisiz eğitime göre tasarlanan yeni müfredat hazırlanırken çocuklarımızda eksik olan 8 beceri belirlendi. Neydi bunlar? Eleştirel düşünme, problem çözme, bilimsel araştırma, yaratıcı düşünce, girişimcilik, iletişim, bilgi teknolojilerini kullanma ve Türkçeyi doğru– etkin kullanma. Bu becerilerle beraber spor kültürü, sağlık, çevre, kariyer, girişimcilik ve afetlere karşı hazır olma gibi konular da müfredatta derslerin omurgasına yerleştirilecekti. Yüzeysel anlayış yerine bilgi, beceri, davranış ve tutumlar konuldu. Dürüstlük, ahlak gibi nasihat konumundaki ifadeler müfredattan çıkarılarak bunların gösterilmesi ve içselleştirilmesi tercih edildi. Sebep sonuç ilişkisine dayalı bir ilke benimsendi. Programlar etkinliklerle zenginleştirilerek ölçme değerlendirmede sadece sonuçları değil süreci de belirleyen bir anlayış ortaya kondu.

Yeni müfredat 3 yıldır uygulanıyor. Bakanlık müfredatın ölçülebilmesi için geçen yıldan itibaren sınav sistemini de değiştirdi. Öğrencileri sadece sıralamaya sokan Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) yerine sistemi denetleyecek ve bekçi vazifesi yapacak Seviye Belirleme Sınavı (SBS) yürürlüğe girdi. 6, 7 ve 8. sınıflarda yapılan bu sınavla öğrenciye yeni müfredatın kazandırdığı beceriler ölçülecek, buna göre yeni değerlendirmeler yapılacaktı.

SBS’nin mimarlarından biri de Talim Terbiye Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan. SBS sistemi hazırlanırken 2 temel işlevi düşünülmüştü: İlköğretime dair çok boyutlu bilgiler sunması ve ortaöğretime geçişte etkili olması. Talim Terbiye Kurulu’ndan geçen yıl ayrıldıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanlığı’na dönen Prof. Dr. İrfan Erdoğan, birlikte çalıştığı Yard. Doç. Dr. Vakur Çiftçili ve Yard. Doç. Dr. Filiz Meşeci Giorgetti ile yeni müfredatın sonuçları üzerine bir araştırma yaptı. “Tabir yerindeyse ilköğretimin röntgenini, emarını çektik.” diyen Prof. Dr. İrfan Erdoğan ilk bulguların hiç de iç açıcı olmadığını söylüyor. SBS’yi ‘sistemin içine konulan bekçi’ olarak değerlendiren Erdoğan, “SBS okulda öğretmenin yaptığı yazılının aynısı. Müfredatta ne varsa SBS’de de o soruluyor. Bu sınav aynı zamanda müfredatın başarısını ölçen bir sınav. Ortaya çıkan sonuçlar yeni müfredatın mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.” diyor. SBS’nin hesap verebilirlik mekanizması olduğuna işaret eden Erdoğan bu sınavla sadece öğrencilerin değil; öğretmenlerin, okulun, yöneticilerin ve hatta vilayetlerin değerlendirildiğini vurguluyor. ‘Eğitimde süslü söylemler yerine nokta hedefler belirleyelim’ diyen Erdoğan şu yorumu yapıyor: “Günah keçisi bulmaya gerek yok. Hedefleri ortaya koyarken dikkatli olalım. Eğitimin değerlerini muhafaza etmek gerekir. Bu araştırmanın sonuçları gösterdi ki öğrenci merkezli eğitim söylemleri hikâyedir. Eğitimde bilgi ve öğretmen merkezde olmak zorundadır. Bilgi yoksa yorum yapamazsın. Şimdilerde bilgi önemsenmiyor. Öğretmen merkeze konmuyor. 5-10 yıl sonra bu çok büyük tehlikelere yol açar. Klişe lafları kenara bırakalım. Önemli olan eğitimin ruh ve inanç temelidir. Bu, öğretmene sorumluluk yükler. Bunun içinden aktif öğrenci çıkar zaten.”

‘İşte İlköğretim’ adını taşıyan rapor, yeni müfredata göre eğitime başlayan ve OKS yerine ilk kez SBS’ye giren geçen yılın 6 ve 7. sınıflarını kapsıyor. 2008 yılında sınava, 6. sınıflarda kayıtlı toplam 1 milyon 433 bin 720 öğrencinin 957 bin 339’u, 7. sınıflarda ise kayıtlı toplam 1 milyon 358 bin 561 öğrencinin 961 bin 712’si girmişti. İrfan Erdoğan araştırmanın kapsamını şöyle anlatıyor: “Bu rapor ilköğretimin toptan karnesi mahiyetindedir. Bu karne ile ilköğretimin, Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal ve Yabancı Dil alanlarındaki durumu bölgelere, vilayetlere ve ilçelere göre çok ayrıntılı bir şekilde gösterilmektedir.”

Yapılan araştırmaya göre ilköğretimdeki yenilenen müfredatın öğrenciye yansıması olumlu değil. Prof. Dr. İrfan Erdoğan SBS sonuçlarına göre Türkiye geneli yapılan değerlendirmede 6. sınıflarda öğrencilerin 5 temel dersten ikisinden kaldığını; birinden geçer, diğer ikisinden ise orta not aldığını vurguluyor. 7. sınıfta ise 3 dersten orta, bir dersten geçer not alan öğrenciler bir dersten de kalıyor. Erdoğan değerlendirmesini şöyle yapıyor: “İlköğretim okullarında sınıf geçebilmek için en az 45 puan almanın gerekli olduğu hatırlanacak olursa Matematik’te her iki sınıfta da öğrenciler kendilerine sorulan soruların sadece yüzde 41’ini doğru cevapladıkları için sınıfta kalmıştır. Fen ve Teknolojide 6. sınıf öğrencileri yüzde 43,5 ile sınıfta kalırken, 7. sınıf öğrencileri kendilerine sorulan soruların yüzde 46,7’sini doğru cevaplayarak sınıflarını kıl payı geçmişlerdir. SBS sonuçlarına göre ilköğretimin ikinci kademesinde gerçekleştirilen eğitim ve öğretimin arzu edilen düzeyde olmadığı söylenebilir. Çünkü tamamen ilköğretim programı esas alınarak hazırlanan sorulara verilen doğru cevapların yüzdesi yeterli düzeyde değildir. SBS sonuçları aynı zamanda 2005–2006 yılında eğitim ve öğretimin daha başarılı olacağı beklentisi ile kademeli olarak değiştirilen yeni ilköğretim programları hakkında da bir fikir vermektedir. Çünkü 2008 yılında düzenlenen SBS’ye tabi tutulan 6. ve 7. sınıf öğrencileri yeni ilköğretim programı ve bu doğrultuda hazırlanan yeni ders kitapları çerçevesinde yetiştirilmiştir.”

‘İyinin her zaman daha iyisi vardır.” diye bir söz var. Kesin yargıya varmak için erken ama ilk bulgular müfredatın hedeflediği insan tipine ulaşma noktasında sıkıntı olduğunu gösteriyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın sistem üzerine çok sayıda yeni araştırma yaparak yeni bir yol haritası çizmesi kaçınılmaz gözüküyor. ‘Eğitim yapboz tahtasına döndü’ eleştirilerine aldırmadan yapılmalı bu analizler.



TUNCELİ ZİRVEDE!



SBS’de 6. sınıfta toplam doğru cevap yüzdesi en yüksek il Çanakkale, en düşük Hakkâri. 7. sınıflarda ise doğru cevap yüzdesi en yüksek Muğla, en düşük Hakkâri. Dersler bazında değerlendirildiğinde ise Türkçeyi 6. sınıflarda en iyi cevaplayan il Çanakkale ve Nevşehir, en düşük puanı alansa Şanlıurfa ve Hakkâri. Matematik’te Çanakkale ve Burdur öne çıkarken, Hakkâri yine sonuncu. Fen’de Nevşehir ilk sırada yer alırken, son sırada yine Hakkâri var.

Araştırmada çoğunlukla Doğu’daki iller son sıralarda çıkarken, bu bölgedeki bir vilayetin başarısı dikkat çekiyor. Sosyal Bilgiler dersinde 6. sınıflarda en başarılı il Çanakkale, 7. sınıflarda ise Tunceli. Bu derste en başarısız iller de Erzincan ve Hakkâri. Yabancı dil alanında en başarılı il Muğla olurken, Şanlıurfa ve Hakkâri en başarısızlar listesinde yerini aldı. Bu sonuçların da gösterdiği gibi 6. ve 7. sınıflarda hem toplam doğru cevap yüzdeleri hem de derslere göre doğru cevap yüzdelikleri en yüksek iller Marmara ve Ege bölgelerinden, en düşük doğru cevap yüzdesine sahip olan iller Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan. Elde edilen verilerden 6. sınıf standart sapma değerleri arasında en ilgi çekici olanı Türkçe dersinde Güneydoğu Anadolu’nun orantısal olarak yüksek standart sapma değerine sahip olması. Başka bir ifadeyle Güneydoğu Anadolu’daki bazı ilçelerin Türkçede çok başarısız olması, bölgenin Matematik, Fen, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil derslerindeki başarısızlığını da açıklıyor aslında. Bütün derslerdeki başarısızlık kuşkusuz bölgenin genel başarısını da etkiliyor. Nitekim 6. sınıf SBS sıralamasında Güneydoğu’dan ilk 63’e giren il bulunmuyor. Araştırmada yedinci sınıflarda Ege ve Doğu Anadolu bölgeleri standart sapmaları karşılaştırıldığında, bu iki bölgeden özellikle Doğu Anadolu’daki ilçelerde sözel derslerin standart sapma değerleri arasında dikkat çekici farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklılık bölgedeki Türkçe sorunundan kaynaklanabileceği gibi her ilçeye sağlanan eğitim imkânlarının eşitliği ile ilgili sorunların olduğunu da akla getiriyor.

Araştırma ayrıca illerin SBS il genel sınav sonuçları ile illerde okul, öğretmen ve dersliğe düşen öğrenci sayısı arasındaki ilişkiyi de ortaya koydu. Yapılan istatistiki analizler 6. ve 7. sınıf SBS il genel doğru cevap yüzdesi ile illerin ilköğretim seviyesinde okula düşen öğrenci sayısı arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu gösterdi. Doğru cevap yüzdesi ile illerin ilköğretim seviyesinde öğretmene düşen öğrenci sayısı ve dersliğe düşen öğrenci sayısı arasında ise negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulundu. Erdoğan, “Bu sonuçlardan yola çıkarak okula düşen öğrenci sayısı arttıkça öğrencilerin SBS puanlarının yükseldiğini, ancak öğretmene ve dersliğe düşen öğrenci sayısı arttıkça, öğrencilerin SBS puanlarının düştüğünü söyleyebiliriz.” diye konuşuyor.



Enver Yücel: Öğretmenler müfredata ayak uyduramadı



Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği de SBS ve Ortaöğretime Geçiş Sistemi (OGES) hakkında düzenlediği çalıştayın sonuç raporunu kamuoyu ile paylaştı. TÖDER Başkanı Enver Yücel en önemli sorunun öğretmenlerin yeni müfredata ayak uyduramaması olduğuna dikkat çekiyor. SBS’nin ilk başta başarı sınavı olmasının hedeflendiğini hatırlatan Enver Yücel, “Görülüyor ki SBS de OKS gibi sıralama sınavına dönüşmek üzere” diyor. Yeni müfredata göre hazırlanan sınavın yapısında sorunlar yaşandığına değinen Yücel bu sorunları şöyle sıralıyor: “Sürece dayalı değerlendirmelerin, SBS’de yeterince dikkate alınmadığı görülmektedir. Bu, SBS’nin sonuç ya da ürün odaklı bir sınav olduğu düşüncesini güçlendirmekte; bu da yeni programın temel felsefesiyle çelişmektedir. OGES’e esas olan sınıf puanının hesaplanmasında SBS’nin yüzde 70, okul başarısının da yüzde 25 oranında olması sonuç ya da ürün odaklı bir sınav olma düşüncesini pekiştirmektedir. SBS’nin kapsam, puan hesaplama mantığı, soru sayısı ve niteliği, uygulama zamanı, süresi vb. gibi konularda da istenen düzeyde olduğu tartışmalıdır. Yönetici ve öğretmenlerin yeni sistem ile ilgili bilgi düzeyi yetersizdir. Veliler, eğitimdeki değişimleri yeterince algılamış değildir. Proje uygulamaları ve performans görevleri ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır.”

TÖDER özellikle 6 ve 7’nci sınıfta yapılan SBS’nin liselere girişteki yüzde 30 ve 35 olan ağırlığın 10’lar seviyesine indirilmesini önerdi. SBS sonuçlarının ‘Ulusal Karne’ başlığı altında toplanmasını isteyen raporda beklentiler şöyle sıralandı: “Öğrenci başarısı ile öğrenci, öğretmen ve okul seviyesinde ölçülen faktörler arasındaki ilişki irdelenmelidir. Örneğin Ulusal Karne, 2009 senesinde 6. sınıf öğrencilerinin yüzde kaçının her gün en az 2 saat ödev yaptığını belgelemeli ve en az 2 saat ödev yapan öğrenciler ile daha az ödev yapan öğrenciler arasında SBS’de başarı farkı olup olmadığını grafik, tablo ve istatistiksel metotlar kullanarak göstermelidir. SBS ile uluslararası sınavların (TIMSS, PISA gibi) içerik kapsamlarının ne ölçüde örtüştüğüne dair bağımsız bir araştırma yapılmalıdır.”

Comments: 0 :: View Comments

Collapse

Başarının Sırrı Bu Hikayede Saklı

Posted By: RWUploadER @ Jun 28 2009, 11:05 AM
forum resmi


Elazığ'da doğan ve yaşayan küçük Esra'nın, ilkokulu bitirdikten sonra çok iyi Anadolu liselerini tutturmasına rağmen ihtilal öncesi ortamın karışıklığını öne süren babası tarafından okuması engellendi. Esra, çok genç yaşta evlendirildi; ardından üç çocuk annesi oldu.

İlk oğlu Emrah'ın Anadolu lisesi sınavlarında iyi bir netice alacağını düşünürken, Emrah 100 sorudan sadece 15 net çıkarabildi. Anne Esra, şoke olmuştu. Bu durumu kabul edemiyordu. İlkokul mezunu olduğu halde, oğluna çok tempolu bir şekilde ders çalıştırmaya başladı. Önce kendisi öğreniyor; ardından oğluyla birlikte çalışıyorlardı. Ailedekilerin ve çevredekilerin bu çabalardan çok fazla umudu yoktu. Ne var ki, Emrah sömestr tatilinden sonra netlerini 100 soruda 96'ya kadar çıkardı. Girdiği sınavda Türkiye'de ilk 500'e, Elazığ'da ilk 5'e girdi. Dershanesinde ise 120'ncilikten birinciliğe yükseldi.

Anne Esra, çok sevinçliydi. Ehliyet almak üzere bir kursa yazılmaya gitti. Kurstaki görevli eğitimini durumunu sorunca ilkokul mezunu olduğunu söyledi. Görevli de kendisine dışarıdan mı bitirdiğini sordu. Bu olay, anne Esra'nın yüreğini burktu. Hem eğitim durumu sorulduğunda neden "Ben üniversite mezunuyum" diyemiyordu ki? Kurstan eve döndükten sonra eşi ile konuştu. "Ben" dedi, "Ortaokulu, liseyi bitirmek istiyorum. Üstelik üniversiteye gitmeyi düşünüyorum." Eşinin de desteğini alan, bir taraftan üç çocuklu bir ailenin sorumluluğunu üstlenen anne Esra, dışarıdan ortaokul ve lise bitirme sınavlarına girmeye karar verdi. Karar verdikten sonra çok kısa bir sürede iki ay içinde önce ortaokul diplomasını, ardından ise lise diplomasını almaya hak kazandı. Oğlunu sınavlara hazırlarken tüm okul içeriğini öğrenmiş ve çok zorlanmadan sınavları geçmişti.

Şimdi sıra üniversite sınavındaydı. Üniversitede örgün eğitim yapan bir bölümü kazanmak, açık ortaokul ve liseyi bitirmeye benzemezdi. Ancak kendisinin sınavı kazanacağına inancı tamdı. 1995 yılında Fırat Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü kazanarak üniversite öğrenimime başladı. Üç çocuk annesi bir kadın nasıl üniversite okuyacaktı? Vizeler, finaller derken okulu uzatmadan 1999 yılında iyi bir dereceyle mezun oldu. Master yapmak istiyordu. Bu kadarı da uçuk bir hayaldi, bir anneydi o. Anneler master yapmaz, çocuk büyütürdü. Derken 1999 yılında mezun olduktan hemen sonra aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi görmeye başladı. 2001 yılında yüksek lisans öğrenimini tamamladı ve yine aynı yıl aynı bilim dalında doktora programına kabul edildi. 2007'nin Ağustos ayında doktorasını tamamladı. Küçük Esra, önce anne Esra olmuş, ardından öğrenci Esra olmuş ve doktoranın tamamlanması ile birlikte Dr. Esra Hanım olmuştu. Doktora tezi oldukça ilginçti; televizyonun ev kadınlarının gündelik yaşamlarını nasıl etkilediğini araştırdı. Kadınların yaşamlarında televizyon dizilerinin etkisi o kadar ilginçti ki, tezi ulusal gazetelerde bile haber oldu. Bu arada mezun olduktan sonra Elazığ'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı değişik okullarda sınıf öğretmeni olarak görev yaptı. Şu anda özel yetenekli çocukların eğitim gördüğü Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi'nde rehberlik biriminde öğretmenliğe devam ediyor.

Dr. Esra Gülmez'in büyük oğlu Emrah, Bilkent Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. Şu anda Hollanda'da çalışıyor. İkinci oğlu Yunus Taha Hacettepe Eczacılık'ta öğrenci, üçüncü oğlu Emre ise Amerika'da Berkeley Üniversitesi'nde öğrenci. Zorluklardan, imkânsızlıklardan, sınavların zorluğundan şikâyet etmek isteyen varsa, bu yazıyı duvara asıp tekrar tekrar okusun. Kocaman bir teşekkür size Dr. Esra Hanım, hepimizi yüreklendiren öykünüz için.

Zaman
Comments: 0 :: View Comments

Collapse

Dışarıdaki Hayatı Merak Etmiyorlar

Posted By: RWUploadER @ Jun 28 2009, 10:56 AM
forum resmi

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, neredeyse yarım asırdır aileleri tarafından aranmayan insanlarla dolu.


Akraba bağlarının güçlü olmasıyla övünen Türk insanı, geleneklerinden kopuşun getirdiği acı faturalar ödüyor. Bir taraftan Anadolu'da zor şartlarda insanlar hastalarına bakmaya çalışırken modern şehrin göbeğinde zor durumdaki yakınlarıyla ilgilenmek istemeyenler onları hastanelere, huzurevlerine ya da sokağa terk ediyor. Bir daha da aramıyor arkasını.

Bu tip örneklerin en çok yaşandığı yerlerden biri olan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, neredeyse yarım asırdır aileleri tarafından aranmayan insanlarla dolu. Yıllardır hastane kapısından bir yakınının gelmesini bekleyen bu insanlar, aynı zamanda ilginç hayat hikâyeleriyle de ibretlik dersler veriyor. Hastane koridorlarından içeriye adımınızı atar atmaz dışarıya hiç çıkmayan insanlarla karşılaşıyor ve hikâyelerine şahit oluyorsunuz.

ANNEMLE BABAMI 40 YIL BEKLEDİM

Kendince ciddi bir hal takınan zihinsel engelli Ergin D., "40 yıldır buradayım. Anam babam beni bu zamana kadar aramadı." diyor. Babası onu 1969 yılında 10 yaşındayken hastaneye bırakmış. Ergin D., bu tarihten sonra kimse tarafından aranmamış. 20 yıldır onu tanıyan bir hemşire, iki yıl önce babasının öldüğü bilgisinin geldiğini ifade ediyor. O ise bunu duyunca bir üzüntü yaşamış. "Yıllardır gelecekler diye bekledim. Onlara kızgınım." şeklinde konuşarak, anne ve baba özlemini ortaya koyuyor. Biraz duruyor, sonra rutin yaşamını anlatıyor. Saat 6'da kalkıp yatağını ilk düzeltenin kendisi olduğunu söylüyor. Sabahları yapılan 'Günaydın' toplantılarını ve gündüz hastanesine gidip yaptığı sosyal aktiviteleri bizimle paylaşıyor.

Ergin D., hastane alanını göstererek, "Gün boyu buralardayım. Bazı arkadaşlarımla aram iyi, bazılarıyla anlaşamıyorum." diyor. Uzun koridorlarda gidip gelirken sık sık duvarlara bakıyor, uzun uzun dalıyor. Her şeye rağmen mutlu olduğunu ve buradan çıkmak istemediğini anlatıyor tıpkı diğer hastalar gibi.

34 YILDIR BURADAYIM, DIŞARIYA ÇIKMAK İSTEMİYORUM

Emsallerinin kucağına oturtup torun sevdiği 69 yaşındaki şizofreni hastası Mürsel B., 34 yıldır bu yerde misafir. Gittiği en uzak yer 100 metre ötedeki kantin. "Bizden geçti. Çok merak etmiyorum." cümlelerini kurarak, dış dünyayla alakasını ifade ediyor. Onun da diğerleri gibi arayanı soranı yok. Hastane hemşireleri ara sıra bir yeğeni cüzi bir miktar para yatırdığında bahsediyor. Fakat bu, onun çay parasına yetmiyor. 35 yaşındayken birden evdeki radyoyu ve eşyaları pencereden aşağı atarak krize girmiş. Önce Eskişehir'deki devlet hastanesi sonra da burası mekanı olmuş. Rahatsızlığının farkında. Bizimle yaşının tecrübesini aktaran olgun bir insan gibi yavaş ve sakin konuşuyor. Dışarıyı merak etmediğini, "Buradan çıkmak istemiyorum. Çıksam ne yapabilirim? Burada mutluyum." diyerek gösteriyor.

SPASTİK ÖZÜRLÜ KIZA EVLADI GİBİ BAKIYOR

Duru İstanbul Türkçesiyle konuşan Gülizar Ö. şizofreni olunca 29 yaşında Kasımpaşa'dan buraya gelmiş. Çocuk sevgisini kendisiyle aynı bölümde kalan 24 yaşındaki spastik özürlü bir kıza annelik yaparak gideriyor. Anne-babası ölmüş. Fakat uzaktan akrabaları da onu çoktan unuttuğu için bu yerde arayanı soranı yok. Bir tek vasisi olan ve eski komşuları olan bir arkadaşı bazı günler onu ziyaret ediyor. Belediyede memur olarak çalışırken rahatsızlığı ortaya çıkmış. Burada durmasını bir amaca bağlıyor. Kendisiyle aynı bölümde kalan 24 yaşındaki spastik özürlü bir kıza annelik yaptığını anlatıyor. "Yediriyorum, içiriyorum. Onun tüm ihtiyaçlarını karşılıyorum." şeklinde konuşuyor. Anneliğin çok güzel bir duygu olduğuna değiniyor.

RAHATIM İYİ ALLAH'A ŞÜKÜR

Kendisine "Birkaç yüz metrekarelik bu alanda hayat nasıl gidiyor?" sorusunu yönelttiğimiz 15 yıllık şizofreni hastası Serpil F. "Allah'a şükür. Rahatım iyi." cevabını veriyor. Onun da yıllardır arayanı soranı yok. Hayata tutunmak için uğraşı tedavilerine katılıyor. Eğitimlerde yaptığı seramiklerden iftiharla bahsediyor.

ZAMAN
Comments: 0 :: View Comments

Powered by Unreal Portal v2.1.0 © 2005 Unreal Solutions.
Basit Görünüm Şuan: 4th July 2009 - 01:50 AM
Dost Siteler (Link Değişimi İçin admin@rehberlikweb.com ).
PDR Derneği | HacettepePDR | TNCTR | Psikoloji Portalı | Tarihöğretmeni.NET | TurkPDR | PDRci | 3D Mekanlar | MJTurkiye | Hatunca | | | Site Ekle Link Arsivi | toplist | | | |
Web Counter